2,01
2,43
1,88
1,22
1,48
3,00
3,36
4,39
2,29
1,42
13,48
0,68
0,23
0,27
2,03
0,45
0,19
0,19
16,78
14,85
11,72
14,00
14,30
14,55
14,30
27,00
20,00
3,00
8,60
8,36
9,85
7,06
10,57
15,75
15,43
15,00
14,13
10,00
14,50
14,27
16,78
17,14
22,52
20,30
13,22
15,20
18,97
18,62
28,41
28,49
16,47
15,70
21,68
25,02
26,02
29,83
22,01
25,97
26,87
9,11
23,00
5,65
4,50
5,95
5,00
12,55
8,00
11,00
18 yaşlarında, yanında kız kardeşi ile Merdivenköy'de bir akrabalarını ziyarete giderlerken yorulup bir kenara oturmuştur Abdi Efendi.
İçinden geldiği gibi bir gazel okumaya başlar. O esnada, kıyafet değiştirmiş olarak oradan geçmekte olan Sultan III. Selim, gazel okuyan bu gencin sesini beğenir ve musahibi vasıtasıyla, kim olduğunu öğrendikten sonra ertesi gün kendisini saraya aldırır.
18. yy. da böyle başlar basmacızadelerin hikayeleri
Sultan III. Selim, Girit Valisi Kaptan-ı Derya Sadrazam İbrahim Paşa'nın, Osmanlı Sarayı'nda ailenin diğer bir temsilcisi olarak vazifeler yaptığını da öğrendiği vakit, bambaşka bir ilgi ve itina gösterir, Genç Abdi Efendiye.
Bu suretle Enderun'da musiki öğrenimine başlayan Abdi Efendi, tatlı sesi, güzel tarzı, bestekarlığı ve üslubuyla kısa sürede, 20 yaşında (1808) padişah müezzinliğine yükselir.
Sultan III. Selim çok sevdiği müezzini Abdi efendiye, kız kulesinin karşısında, üsküdar ayazmada, halen kalıntıları bulunan ayazma camiinin hemen yanındaki "Basmahane"yi hediye eder.
Bestekar Abdi Efendi, Bestekar Basmacızade Abdi Efendi olarak anılmaya başlamıştır artık.
Beş katlı büyük bir binada yüzden fazla işçinin çalıştığı basmahanede boyalı basma, mendil, yemeni, yatak çarşafı gibi basma eşyalar, eskiden "Ağbeni" denilen sarıklar, benekli poşumsu sarıklar, kadın baş örtüleri, yazmalar, perdelik ve döşemelikler yapılmakta idi.
Ekonomik gelişimin gerçekleşmesi konusuna çok önem veren Sultan III. Selim, basmacızadeler ile birlikte gittikçe gelişen ve dönemin en önemli özel sanayi teşebbüsleri arasında olan basmahaneleri oldukça desteklemekte ve güçlenmelerini arzu etmekte idi.
Basmacızadeler artık, ticaretin ve ticareti düzenleyen kamu ve yarı kamusal her türlü yapı içinde önemli hizmetler ve destekler vermekte idiler.
Basmacızade Abdi Efendi'nin torunu, Basmacızade Ferit Bey basmahanenin bilinen en son sahibidir...
Basmacızade ailesinin Osmanlı İmparatorluğu döneminde ticari hayata verdikleri destek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra da devam etti.
Basmacızade Ferit Bey o zamanki adı Dersaadet Ticaret Odası olan İstanbul Ticaret Odasının ilk Müslüman başkanı olmuştu.
Bu süreçte yine bazı ilkler yaşanmış idi. İlk kez bir ticari heyet Güney Amerika'da bulunan Kolombiya'ya bir ticari gezi düzenlenmişti. Uluslar arası ticareti güçlendirmek için önemli adımlar atılıyordu.
Bununla beraber memleket dahilinde ticari hayatı düzenlemek için çeşitli çalışmalar yapılıyordu.
En önemli çalışmaların başında da bir "Dersaadet Zahire Borsası" ( İstanbul Ticaret Borsası ) kurulması geliyordu.
Dersaadet Ticaret Odası'nın ilk müslüman Başkanı Basmacızade Ferit Bey'inde büyük gayretleri, uzun yazışmalar ve değerlendirmeler sonucunda 1924 yılında "Dersaadet Zahire Borsası"nın kuruluşu tesis olundu.
Basmacızade Ferit Bey'den sonra ailenin, ticareti düzenleyici müesseselerdeki temsilciliğinde bayrağı devralacak, Basmacızade Nejat Ekrem 1920 yılında dünyaya gelmişti.
Osmanlı İmparatorluğunda doğup, Türkiye Cumhuriyetinde büyüyen Basmacızade Nejat Ekrem, 1934 yılında, Soyadı Kanunun kabulü ile birlikte artık "Nejat Ekrem Basmacı" idi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Genç Türkiye Cumhuriyetinde, aile geleneği içerisinde ticaret ve atılımcılığın, yelpazesinde yetişiyordu.
"Onursal Başkanı olduğu İstanbul Ticaret Borsasının Meclis Salonunda, Şöyle anlatıyor o günlerle ilgili anılarını;
1935 yılında 15 yaşındayken Yeşilköy'de oturuyoruz.Yazları da Florya'ya gideriz. İsmet İnönü'nün oğlu Ömer İnönü, O da 20 doğumludur. Benim arkadaşım. Ve Şükrü Saraçoğlu'nun oğlu Aydın Saraçoğlu'da arkadaşım. Bir de Danıştay Başkanı İlhan Güngören'in oğlu İlhan Güngören. Deniz kıyısında Atatürk'ün yapmış olduğu Deniz Köşkü'nün etrafında denize girmemize ses çıkarmazlardı.
Atatürk siyah atkılı mayosuyla denize girer. Sandalcı Mehmet Reis diye bir sandalcısı var. O sandalı ile köşkün etrafında gezer. Kürek çeker, sandalı da şimdi Deniz Müzesine götürdüler. Beşiktaş'da. Bize dokunmadıkları için etrafında gezeriz.
Yukarıdaki köşkü yaparken Florya'daki tren istasyonunun yanına bir de gazino yaptırdı Büyük Atatürk. Ve yukarıdan da Edirne Asfaltından Florya'ya kadar da bütün o ağaçları, orman diktirdi. Etraf da fidanlık. Gene böyle bir zaman, 3-4 çocuk o gazinoda dolaşırken, oynarken, aşağıdan Atatürk geldi. Beyaz pantolon giymiş, bir de kısa kollu beyaz gömlek. Yanında da Sabiha Gökçen. Havai mavi pantolon, havai mavi de ceket. Geldiler oturdular. İşte polisler, yaverler arz ettiğim gibi bize dokunmazlar. Biz buradayız, onlarda şurada. ( Meclis kürsüsü ile protokol koltukları arasındaki 2-3 metre mesafeyi göstererek ) Oturdular. Caz çaldı. Büyük Atatürk, Sabiha Hanımı aldı dansa kalktılar. Eskiler bilirler, bir de yanında çalışan hanımın çocuğu vardı Ülkü.
Ülkü'de çok küçük ama. Büyük Atatürk, denize girerken de, kumsalda oynarken de Ülkü'yü elinde gezdirir. Onu artık evlat gibi edinmiş. Torun gibi edinmiş. Onu seviyor.
Büyük Atatürk ve Sabiha Gökçen sarıldılar, Ülkü, o çocuk kıskançlığı ile aralarına girdi ve onları ayırdı. Ayrıldılar danstan. Tekrar sarıldı Atatürk, Ülkü gene koştu geldi ve onları ayırdı. Üçüncü defa sarılmak üzere iken, Ülkü yine geliyordu ki, Büyük Atatürk danstan vazgeçti.
Şimdi, bir yanda o Çanakkale savaşını düşünün. Bir yanda da küçücük bir çocuğu rahatsız etmemek için yaptığı inceliği düşünün.
Şuraya bakın, ( İstanbul Ticaret Borsası Meclis Salonunun duvarını işaret ederek. ) şuraya koyduk 1923'de "Arkadaşlar ithalattan ziyade ihracattır ki memleketi zengin yapacaktır" diyerek, bize hedefler koyup bugünkü günleri gösteren adamı düşünün.
Nur içinde yatsın."
Nejat Ekrem Basmacı, bu günkü adıyla Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde, o zamanki adıyla, Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi, Dış Ticaret Ve Konsolosluk Şubesi'nden 1945 yılında mezun olmasının ardından, bahriye yedek subayı olarak vatani hizmetini tamamladı.
Bir basmacızade olarak, ticaret hayatının ve ticaret müesseselerinin dışında kalması mümkün değildi,
"Elli iki yıl herkesle dost kalarak, kavga etmeden yaşamak mümkündür, misalini ben size gösteriyorum"
Otuz yedi yaşına geldiğinde, dedesi Basmacızade Ferit Beyin, kuruluşunda büyük gayretleri olduğu "İstanbul Ticaret Borsası" Başkanlık Divanında hizmet vermeye başladı ve nihayetinde 1962 yılında İstanbul Ticaret Borsası Başkanı olduğunda, toplamda 52 yıl süren, gönüllü hizmet dönemi başlamış oldu.
Nejat Ekrem Basmacı, İstanbul Ticaret Borsasında 47 yılı Başkan olmak üzere toplamda 52 yıllık hizmet döneminde, İstanbul'a ve Türkiye ticaretine ve ayrıca sayısız kamu kurum ve kuruluşu ile özel bir çok teşebbüsün oluşmasına çok büyük katkılarda bulundu.
1957 yılında Başkanlık Divanına seçildiği dönemde, T.C. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan, Adnan Menderes idi.
O tarihten bu yana bir çok Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakan ile çalışarak yalnızca borsa ve borsacılığın değil, Türk ticari hayatının her alanında yol gösteren, fikri sorulan duayeni oldu.
17.12.2009 tarihinde, artık hayatının ve gönlünün önemli bir parçası haline gelen, İstanbul Ticaret Borsası'nda yapılan bir törenle, Borsa Meclisi tarafından "İstanbul Ticaret Borsası Onursal Başkanı" seçildi.
Halen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Borsalar Konseyi Başkanlığını yürüten, Nejat Ekrem Basmacı, Onursal Başkanlık törenin de yaptığı konuşmasının sonunda, kendisini 52 yıl boyunca lider yapan, ağabey yapan, çalışma felsefesini "Elli iki yıl herkesle dost kalarak, kavga etmeden yaşamak mümkündür, misalini ben size gösteriyorum". Şeklinde açıklayarak, bilgeliği ve tecrübesi ile yol göstermeye devam etmiştir.